Akşener'in hedefinde .Rusya var! 'Avrupa güvenliği güçlendirilmeli'

Akşener'in hedefinde .Rusya var! 'Avrupa güvenliği güçlendirilmeli'
İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM'deki grup toplantısında Rusya'yı ve Putin'i hedef aldı. Akşener, "Çarlık rüyaları gören Putin’in saldırgan Rusya’sına karşı Avrupa güvenliğini güçlendirilmeli" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Meral Akşener siyasetteki 2. Abdülhamid tartışması üzerinden Erdoğan’a seslenerek “Ya karşısındadır ya da yanındasındır. Eğer istibdata karşıysan söz Abdülhamid Han'a gelir. 1912'deki sopalı seçimlere de 1946'daki sandık baskısına da, askeri vesayete de karşı olursun, 27 Mayıs darbesine de, 12 Mart'a da 12 Eylül'e de 1909'daki darbe teşebbüsüne de karşı durursun” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında 27 Mayıs karşıtlığını vurgulayan Akşener’in 27 Mayıs’ı gerçekleştiren 38 kişilik Millî Birlik Komitesi üyelerinden Dündar Taşer’den övgüyle bahsetmesi dikkat çekti.

Öte yandan NATO ülkelerinin FETÖ ve PKK’yı desteklediğini söyleyen Meral Akşener, PKK’nın Putin’in yardakçılığına soyunduğunu iddia etti.

Akşener konuşması öncesi İYİ Parti’den istifa eden ve bugün yeniden İYİ Parti’ye katılan Adana Milletvekili İsmail Koncuk'a rozetini taktı.

İyi Parti lideri Akşener'in konuşmasında NATO'ya ilişkin açıklamaları şöyle:

İSVEÇ VE FİNLANDİYA'NIN NATO BAŞVURUSU

Ukrayna'da dört aydır süren işgal şimdiye kadar NATO üyesi olmayan İsveç ve Finlandiya'yı da harekete geçirdi. Her ülkede Rusya'ya karşı caydırıcılık elde etmek için NATO üyeliğine başvurdular. Bu talebin kabul görmesi için mevcut üyelerin oy birliğine yani Türkiye'nin de onayına ihtiyaçları var. Yalnız burada unutmamız gereken bir şey var. Ülkemizin şimdiye kadar Batılı ülkelere gösterdiği iyi niyet defalarca su istimal edildi. Mesela Yunanistan'ın NATO üyeliği için verdiğimiz onay Ege Adaları'nın silahlandırılmasıyla sonuçlandı. Mesela; Sovyet Rusya ve Yugoslavya’dan kopan ülkelerin, NATO’ya girmesi için verdiğimiz destek; PKK’ya yardıma dönüştü. Mesela; Kore’de, Bosna’da, Afganistan’da, Türk askerinin verdiği mücadele, müttefik bildiğimiz ülkelerin, FETÖ’ye kol kanat germeleri ile son buldu.
Bugün Türkiye'den İsveç ve Finlandiya'nın üyeliği için iyi niyet bekleyenlerin ilk önce kendi niyetlerini sorgulamak gerekiyor. İYİ Parti olarak bu kararın milli menfaatlerimiz göz edilerek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Birincisi Avrupa'daki PKK varlığını sonlandırmak ve terör örgütünün Avrupa yapılanmasını çökertmek. İkincisi Çarlık rüyaları gören Putin'in saldırgan Rusya'sına karşı Avrupa güvenliğini güçlendirmek.
Bizim anlayışımıza göre; Bunlar birbiriyle çelişen hedefler değildir. Çünkü; Ukrayna topraklarının işgalinin, daha ilk günlerinde, PKK terör örgütünün yaptığı, Putin’in işgal tezlerini destekleyen açıklamalar; Yıllarca, Avrupa ülkelerinde, kendine güvenli sığınak bulan, terör örgütünün, Avrupa’nın, Soğuk Savaş’tan sonra yaşadığı, en büyük güvenlik krizinde, Putin’in, yardakçılığına soyunduğunu gösterdi. Eğer İsveç ve Finlandiya, Rusya tehdidini ciddiye alıyor, ve kendilerini korumak için, NATO’ya üye olmak istiyorlarsa; Öncelikli olarak, kendilerini kullanan, ve ilk fırsatta, sırtlarından bıçaklayacak olan PKK’ya karşı, gerekli tepkiyi göstermeli, ve terör örgütünü, topraklarından çıkartmalıdır.
Ayrıca; Bunu sadece, İsveç ve Finlandiya değil, Batı güvenlik mimarisinin geleceğini önemseyen; Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler de yapmalı, içlerindeki Putin uzantılarından, derhal kurtulmalıdır. Demokrasi, Putin’in çarlık rüyalarının propagandasını yapma özgürlüğü demek değildir. Avrupa da, terör örgütlerinin, gündemlerini ve ajandalarını, sınırsız bir pragmatizm ile, takip edecekleri bir coğrafya olamaz. İşte biz, bu nedenle; PKK’nın Putin yanlısı tutumunu, Türkiye ile diğer NATO ülkeleri arasında, ortak zemin oluşumu için, bir fırsat olarak görüyoruz. Bu fırsat, ülkemizin her iki millî çıkar hedefine; Yani, PKK’yı Avrupa’dan söküp atma, ve Avrupa güvenliğini güçlendirme çabasına katkı sunacaktır. Ancak bunu sadece; devlet ciddiyetine yakışan, etkin bir diplomasi ile başarabiliriz. Şu aşamada olması gereken, “sessiz bir diplomasi” yürütmek ve ortak tehditleri vurgulamaktır. Ancak gelin görün ki; Maalesef Sayın Erdoğan, bunun tam tersini yapıyor. Ve her zaman olduğu gibi, Yine dış politikayı, bir iç politika şovuna dönüştürmeye çalışıyor. Aslında, biz Bay Kriz’in siciline baktığımız zaman, bu tip tribüne oynayışların, milletimiz için, pek hayırlı sonuçlanmadığını görüyoruz. Çok değil, daha geçtiğimiz sene; Millî Savunma Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, PKK’ya verdiği destekten bahsediyordu. İçişleri Bakanı, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında, Birleşik Arap Emirlikleri’nin olduğunu iddia ediyordu. Sayın Erdoğan’da bu doğrultuda; Mısır’a, İsrail’e ve Suudi Arabistan’a, en üst perdeden konuşuyordu. Peki, bu efelenmelerin, iç politikadaki siyasi hesaplarla yapılan şovların, sonucunda ne oldu?
Sayın Erdoğan’ı, Körfez ülkelerinin liderleriyle, fevkalade neşeli pozlar verip, para konuşurken bulduk. Hatta bu arkadaşımız en son, yaşananları, söylenenleri, “aile içi gürültü, patırtı” diyecek kadar küçümsedi. Her şey bir anda unutuluverdi… Nitekim öyle bir unutuldu ki; Cehaletine yenik düşmeleriyle meşhur, grup başkanvekillerini bile; Yanlışlıkla, Birleşik Arap Emirlikleri’nin gerçeğini hatırlattığı için harcadılar.
Bak, Sayın Erdoğan; PKK; elinde Mehmetçiklerimizin, çocuklarımızın, evlatlarımızın kanı olan, hain ve alçak bir terör örgütüdür. Eğer amacın, bu terör örgütünü Avrupa’dan tasfiye etmekse, bunu yapmanın, yolu da, yordamı da bellidir. Biz de yanında dururuz. Ama yook… Eğer amacın, tansiyonu yükseltip, yine bir para pazarlığına oturmak, ve elini yüksekten açmaksa; İşte orada, sana “dur” demek, bizim boynumuzun borcudur! Avrupa ülkeleriyle para pazarlığı yapmak için, şehitlerimizin kanını peşkeş çekmene, müsaade etmeyiz! Yandaşlarını daha fazla semirtmek için; Türk devletinin itibarını, ayaklar altına almana, müsaade etmeyiz! Çapsız danışmanlarına, 12’inci maaşlarını bağlamak için; Türk Milleti’nin onurunu ezdirmene, müsaade etmeyiz!