Antidemokratik bir uygulama: Partilere hazine yardımı

Hazine’den yardım almayan Partilerin hemen hepsi daha en başından çok büyük engellerle karşı karşıya bırakılmış olmaktadırlar. Bu koşullarda yapılan seçimin adil bir seçim olduğundan bahsedilemez.

Türkiye’de yürürlükteki mevzuata göre bazı siyasi Partilere her yıl Hazine’den büyük miktarlarda para yardımı yapılmasını sağlayan düzenleme tamamen anti demokratiktir.

Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır.

Kamunun olanakları, sistem partilerinin emrine verilmekte, yeni partilerin ve özellikle sistem dışı partilerin ortaya çıkması bu şekilde engellenmek istenmektedir.

TBMM’ne sunulan 2022 yılı bütçe önerisinde siyasi Partilere yapılacak yardım miktarları da yer aldı. Buna göre Mecliste bulunan beş partiye toplam olarak 645 milyon Tl verilecek. AKP’ye 280 milyon tl, CHP’ye 149 milyon tl, HDP’ye 77 milyon tl, MHP’ye ise 73 milyon tl verilecek. Barajı geçmeyen ama yüzde 3’ün üzerinde oy aldığı için İyi Parti’ye verilecek para ise 65 milyon tl olacak.

Söz konusu Partilere bu “yardım” her sene yapılmaktadır. Ayrıca seçim döneminde yıllık yardımın ötesinde, daha fazlası seçim yardımı olarak verilmektedir.

AYAKLARI BAĞLANAN PARTİLER

Herşeyi bir yana bırakalım, başlı başına bu durum bile Meclis’te bulunan sistem partilerini, bütün diğer partilerin karşısında avantajlı bir duruma getirmektedir.

Deyim yerindeyse beş Parti dışında kalan diğer partilerin ayakları bağlanmakta, söz konusu partilerin altına ise bir yarış atı verilmekte ve “haydi yarışın” denmektedir.

Ve bunun adı da “demokratik seçim” olmaktadır.

Örgütlenmenin, Parti için bürolar kiralamanın, o binaları açık tutmanın, örgütlenme çalışmaları için şehir şehir, ilçe ilçe dolaşmanın, yayın yapmanın, bildiri, broşür basmanın, miting yapmanın vb. vb. herşeyin para ile olduğu bir durumda, bazı Partilere halkın kesesinden bolca sağlanan imkanların bu partilere yukarda saydığımız işleri yapma olanağını fazlasıyla verdiğini söyleyebiliriz.

Peki, Hazine’den bu yardımı almayan diğer partiler ne yapacaklardır? Bu partiler de üyelerinin aidat ve bağışlarıyla söz konusu bütün bu çalışmayı yapmak durumundadırlar.

Üstelik bu Partiler dar gelirli ve büyük çoğunluğu asgari ücretle hayatlarını sürdürmek durumunda olan üyelerinden bu katkıları almak durumundadırlar. Çünkü geçim ve kazanç durumları iyi olan toplum kesimlerinden kişiler, genellikle Hazineden o büyük paraları alan partilerin içindedirler.

Onun için Hazine’den yardım almayan Partilerin hemen hepsi daha en başından çok büyük engellerle karşı karşıya bırakılmış olmaktadırlar.

Bu koşullarda yapılan seçimin adil bir seçim olduğundan bahsedilemez.

GASP EDİLEN PARA

Partilere Hazine’den yapılan yardım, bütün vatandaşların ödediği vergilerle karşılanmaktadır. Oysa o vergileri veren vatandaşların küçümsenmeyecek bir kısmı söz konusu Partilere karşıdır.

Yani vatandaşlarımızın en azından bir kısmının ödediği vergi, o vatandaşlarımızın hiçbir şekilde benimsemediği partilere verilmektedir.

Kısacası bir “gasp” durumu söz konusudur. Vatandaştan toplanan vergi, o vatandaşın karşı olduğu siyasi partilere aktarılmaktadır.

“PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR!”

Belki şöyle bir doğruya yakın bir çözümden söz edilebilir. Seçime katılma hakkını elde eden Parti, aldığı oy oranında hazineden yardım almalıdır. Bunun için bir baraj söz konusu edilmemelidir. Yüzde bir oy alan parti, onun karşılığı olan yardımı alabilmelidir.

Hazineden Partilere yardım için ayrılan pay ülkedeki seçmen sayısına bölünmeli, herbir seçmen için yapılacak yardım miktarı belirlenmeli ve her partiye aldığı oya tekabül eden yardım yapılmalıdır.

Ama en doğrusu, devletin hazinesinden hiçbir siyasi Partiye yardım yapılmamasıdır. Eğer bir siyasi Partinin toplum içinde bir karşılığı varsa, o parti, faaliyetleri için gerekli kaynağı, üyelerinin ve sempatizanlarının aidatları ve gönüllü katkıları ile karşılayacaktır.

Ayrıca böyle bir faaliyetle çalışmalarını yürüten Parti, hem üyelerine hem de halka karşı daha sorumlu olmak ihtiyacını duyacaktır.

Bütün harcamalarını devletin sağladığı olanaklarla karşılayan Parti ise böyle bir mecburiyetle karşı karşıya değildir. Parti içi demokrasinin yok edilmesi, lider ve yönetim sultalarının oluşması, böyle durumlarda daha kolay gerçekleşecektir.

Bu durumda parti merkezlerinin elindeki mali olanaklar, Genel Merkezlerin örgütler üzerinde tahakküm kumasının aracı olmaktadır. Malum; “Parayı veren düdüğü çalar!”

Kısacası neresinden bakılırsa bakılsın siyasi partilere devlet yardımı uygulaması yanlıştır.

Hiçbir partiye hazine yardımı yapılmamalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları