Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!

“İktidarı kaybetmemek için her şeyi yaparlar!” Bu aralar halk arasında en çok konuşulan konu. Sokaktaki vatandaş olanların, olacakların şöyle ya da böyle farkında.

19 yıllık iktidarın, tanımlanması güç ilişkilerden dolayı,  seçim kaybetmenin olası sonuçlarını çeşitli açılardan değerlendirdiği söylenebilir. Kaybedilen iktidar, yaklaşık yirmi yıllık ‘düzen’in bozulması demek. Sayıştay denetimlerine takılan usulsüzlükler, kayıtlara giren hukuksuzluklar, kaynak savurganlığı, rüşvet ve yolsuzluk iddialarına açıklık getirmek sanıldığı kadar kolay olmayacak. Bunlar iktidarı kaybetmeyi göze alamazlar, algısının oluşmasında 19 yıllık uygulamalarının  etkili olduğu görülüyor.

ÖNCE FARELER TERK EDER

Diğer yandan gelen tehlikenin de farkındalar. İktidar gidiyor! Önce düne kadar biat etmiş olan gazeteciler, köşe yazarları, televizyon ‘fenomenleri’, tartışma programlarının kadrolu müdavimleri kendilerine hemen bir manevra alanı yaratmaya başladılar. Çark etmeyi kitabına uyduracaklar. Malum Fethullahçı çetede de benzer süreçler yaşandı. Birileri fare gibi kapağı yurtdışına attı, birileri hemen karşı tarafa geçip aynı köşelerden ve ekranlardan bu defa daha önce içinde bulundukları çeteye saydırmaya başladılar. Piyonlar ise ayak altında ezildiler.

Peşinden ifşalar gelmeye başladı SADAT’ından Sedat’ına kadar. Gidiyorlar, giderayak birbirlerine düşecekler, düşüyorlar. TÜGVA’sından, SADAT’ından sökülmeye başladılar bile.

HUKUK TANIMAZ TÜGVA

AKP’li Cumhurbaşkanı’nın oğlunun kurucusu ve hamisi olduğu vakıf. Öyle bir vakıf ki kurucularının ve yöneticilerinin büyük kısmı İstanbul Büyükşehir Belediyesinde kadrolu, maaşlı. İBB vakfı sanki.

Vakıf falan diyerek geçmemek lazım. Tüm kamu olanakları, tüm kamu malları, tüm kamu görevlileri adamların emrinde. İstedikleri yerde istedikleri bina, tesis hemen kendilerine tahsis ediliyor.

2018 yılında AKP’lilerin yönettiği İBB, Büyükada İskelesi’nin üst bölümünü TÜGVA’ya 10 yıllığına kiralıyor. Yerel seçimlerinin ardından İBB yönetimi değişince belediye, 7 Şubat 2020’de Şehir Hatları AŞ’ye bir yazı yazarak Büyükada İskelesi’nin üst katının intifa sözleşmesine aykırı olarak üçüncü kişilere devredildiğinin tespit edildiğini belirterek, kira sözleşmesinin feshedilerek bu alanın İBB’ye teslim edilmesini istedi. Devam eden yasal süreç sonunda iş bahse konu yeri tahliye etmeye gelince mahkeme kararının karşısına devletin kolluk gücü çıktı. Kaymakamın emriyle harekete geçen polis mahkeme kararının uygulanmasını engelledi. Yaşasın hukuk!

Ve listeler ortaya saçılmaya başlandı. İşe alınacakların listeleri. Kamu kuruluşlarına bu listelerdeki bilgiler gidiyor. TÜGVA’da bir heyet tarafından belirlenen isimler ilgili birimlere iletiliyor. Kim hangi kuruma girecek, kime nerede kadro verilecek. Kim askeriyeye, kim adliyeye, kim mülkiyeye girecek. Listede yoksan hâkim, savcı, kaymakam, subay, polis yani kısacası hiçbir şey olamıyorsun. Böyle bir TÜGVA işte! Devlet içinde devlet.

MEHDİCİ SADAT

Şirket internet sitesinde; SADAT,  Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş çok ortaklı bir anonim şirket. Tam adı SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, olup uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek Türk şirketi olarak tanımlanıyor. Yani bildiğimiz kâr amaçlı ticari bir firma. Savunma alanında danışmanlık, askeri eğitim verdiklerini beyan etmişler. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere inşaat bile yapabiliyorlar. Peki sıradan bir ticari firmanın ne işi olur iktidarın marifetlerini yazdığımız bu yazıda. İşin can alıcı noktası da burası. Bu ticaretle iştigal eden SADAT bir ortaya çıktı ki, askeri okullara öğrenci alım sınavlarında seçici kurulda yer alıyormuş. Kâr amaçlı bir ticari firma olarak ülke savunmasında görev alacak askeri personeli seçecek kurulda yer almak!

Şirketin kurucusu emekli General Adnan Tanrıverdi. Bu zat aynı zamanda bir dönem Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı yapmış,  “Mehdi gelişi öncesinde hazırlık yapılması” açıklamasına gelen tepkiler üzerine bu görevinden ayrılmış. Kâr amaçlı özel şirketin görevlerinden biri de  “İslam dini ve Müslüman ülkelerin savunması”ymış!

SADAT’IN HABERLERİ SEDAT’TAN

Sedat Peker, “SADAT’ın organizasyonuyla, Suriye’deki El-Nusra gibi radikal gruplara silahlar ve askeri malzemeler gönderildi” demişti.

Peker’in konuyla ilgili açıklamasında dikkat çekici ifadeler yer almıştı: “SADAT’ın güvenlik şirketi olduğuna bizi inandırmak isteyen şeytanlar, hangi güvenlik şirketi dünyanın en özel timlerinden biri olan Rusya’nın Alfa timlerindeki kişilerle anlaşıp en yetenekli personeline kayıt dışı özel eğitim verdirir? Alfa timlerinin uzmanlığı hem istihbarat hem de suikast neticeli operasyonlardır. Kimi kandırıyorsunuz? Unuttunuz mu, biz eski dostuz. Ancak rotayı bana ve benim söylemlerime değer verenlere çevirmenin neticesini göreceksiniz.”

SADAT’ın kuruluşunda maddi katkısı olduğunu belirten emekli Binbaşı Gürcan Onat’ın, “Mülakatlar 2020 yılının sonuna kadardı. 15 Temmuz kalkışmasından sonra emekli subaylar çağrıldı. Bu uygulama 2020 yılına kadardı, üç yıl görev yaptım.”  açıklaması, uygulamayı özetliyor.

Mehdiyi beklerken subay seçmek...

19 yıllık iktidar uygulamalarından kaynaklanan gerginlik ve endişenin, hesap verme konumunda olanları tedirgin ettiği anlaşılıyor. İBB seçimlerine yapılan itiraz vb. uygulamalar, önümüzdeki dönem yapılacak seçimlerde tekrar eedebilir mi? İktidarı kaybetme korkusu, ülkeye zarar verebilecek ‘önlemler’i beraberinde getirebilir mi? Yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlar, bu tür uygulamaların çözüm olamayacağını gösteriyor.  Türkiye’nin  demokrasi birikimi,  seçim hileleri vb. oyunlara izin vermeyecektir. 

Yazarın Diğer Yazıları