Ankara
BIST3573.97
DOLAR18.5873
EURO18.1884
ALTIN1016.9
BTC/USD19653.16
Öner TANIK

Öner TANIK

Mail: [email protected]

“Uyansa Atatürk ağlar hâlime”

“Uyansa Atatürk ağlar hâlime”

Aşık Mahzunî Şerif, 1939 yılında Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde doğdu.

453 plak, 58 kaset ve yayımlanmış 8 kitabı, ayrıca TRT tarafından çekilmiş 2 belgeseli ile çağımızın en üretken, en çok konuşulan ozanlarının başında geldi.

Sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Mahzuni Şerif, 17 Mayıs 2002 tarihinde Almanya Köln'de vefat etti. Vasiyeti üzerine Nevşehir'in Hacı Bektaş ilçesine defnedildi. (1)

Mahzuni, bir söyleşisinde şiirinde ve türkülerinde kimlerden etkilendiğini açıkça söyler:  “Geçmişteki ozanları bir bir inceledim. Pir Sultan Abdal, Şah Hatâyî, Kul Himmet, Kaygusuz Abdal, Nesîmî, Emrah, Teslim Abdal, Karacaoğlan, Yunus Emre, Âşık Dertli, Ruhsâtî, Seyrânî, Serdârî, Sümmânî, Âşık Veysel ve niceleri… Hepsinin etkisinde az çok kaldım. Ama kendime yol gösterici olarak seçtiğim ozan, Pir Sultan Abdal oldu. Ses olarak da etkilendiğim kişi, yakında yitirdiğimiz Davut Sulari’dir. Toprak çocuğuyuz, toprağa karşı büyük özlemimiz vardır. Bunu da en iyi dile getiren Veysel Baba idi. Belirli oranda onun da etkisinde kaldım. Davut Sulari’den esinlendiğim sese, Âşık Veysel’in mülayimliğini kattım. Düşün felsefemi de belirttiğim gibi Pir Sultan’dan aldım.” (2)

“Yunus’lar bugünü anlatıp geldi

Pir Sultan bugünü başıyla yazdı

Veysel daha dünden bugünü sezdi

Bugün, yarın için battı erenler”

Mahzuni Şerif’in türkülerinin geneline baktığımızda “düşün felsefemi Pir Sultan’dan aldım demesinde ki isabetliliği” görürüz. Çünkü mücadelecidir, dik başlıdır, hak bildiği yoldan ödün vermez… Ve gerçekten ses rengi Davut Sulari’ye benzemektedir. Âşık Veysel’in mülayimliği konusunda söylediklerine gelince, kin tutmayan, merhametli yapısı, birlikten, kardeşlikten yana tavrı için sanırım bu sözü de doğrudur. Ancak iş toplumsal mücadeleye geldiğinde, o mülayimlik yerini Pir Sultan’ın, Köroğlu’nun başkaldıran asiliğine bırakır. Âşık Veysel demişken, Mahzuni Şerif’in çok sevdiği Âşık Veysel için söylediği 3 türküsü olduğunu belirtelim.

Mahzuni Şerif’te Siyasal, Toplumsal Mücadele

Mahzuni Şerif’in türkülerini dinlerken, Aziz Nesin’in öykülerindeki karakterler, Köy Enstitülülerin yazdığı köy romanlarındaki olaylar gözümüzde canlanır, Fikret Otyam’ın Anadolu’yu karış karış gezerek çektiği sarsıcı fotoğraflar, Levent Kırca’nın mizah yoluyla ekrana taşıdığı parodiler aklımıza gelir. Yeri gelir, okuduğunuz iki dörtlükte İlhan Selçuk’un bir köşe yazısını okumuş gibi hissedersiniz. Çünkü onun sanatı topluma adanmıştır. Toplumsal –siyasal olaylar karşısında sessiz kalmayan Mahzuni, yapılan haksızlıkların sorumlusu kimlerse, onları karşısına alır. Bu bazen emperyalizmdir. Bazen işbirlikçi iktidarlar, bazen yoksulu ezen sermaye sahipleri, söz verip sözünü tutmayan siyasiler, bürokratlar veya ağalar…

O konulara geçmeden önce, Mahzuni Şerif’in Mustafa Kemal Atatürk’e olan bağlılığını da belirtmeliyiz. Siyasal düşüncelerinin temelinde, Cumhuriyet ilkeleri yatmaktadır.  Atatürk için söylediği “Bir daha gel Samsun’dan” türküsü milyonların dilindedir. Bir de, 10 Kasım’da yazdığı pek bilinmeyen bir türküsü vardır. Mahzuni, bu türküsünde 10 Kasım’ların yas tutma günü olmadığını, Atatürk’ün düşünceleriyle yaşadığını vurgulamaktadır:

“Ben ağlamam On Kasım'da

Onu her gün diri gördüm

Ölene dek göreceğim

Doğalıdan beri gördüm

Ulu Atam inan buna

Düşkünler hayrandır sana

Mazlum milletler adına

Sendeki zaferi gördüm”

Mahzuni birçok şiirinde güncel politik olaylara değinmiştir. Dış politika ile ilgili, özellikle yaşadığı dönemin en önemli konularından olan Kıbrıs meselesi ile ilgili şiirleri vardır. Öte yandan, bölgemizde yaşadığımız sorunların emperyalizmden kaynaklandığını çok iyi bilmekte ve bunu antiemperyalist bakış açısıyla işlemektedir. Katil Amerika türküsünde:

“Devleti devlete çatar

İt gibi pusuya yatar

kan döktürür, silah satar

Amerika katil katil”

Dizelerinde olduğu gibi Amerikan Emperyalizminin yol ve yöntemlerini, bilinçli biçimde ortaya koyar. Amerikan emperyalizmine karşı yazdığı bir diğer şiiri “Savulsun Gitsin”dir:

“Ambargo mambargo dinleme gardaş

Gelin Amerika kovulsun gitsin

Üsleri müsleri çıksın burdan

Kendi toprağına savulsun gitsin”

Sağ sol kavgalarının yoğunlaştığı 1970’li yıllarda Uğur Mumcu’nun sağcı ve solcu gençlere verilen silahların aynı seri numaraları taşıdığı ve bunları aynı elin verdiğini araştırıp yazdığını hepimiz biliriz. Mahzuni de Mumcu ile aynı tespiti yapar:

“Boşa döğüşmeyin bizim yiğitler

Sizi vurduranlar vurulmuyor ki

Kim bilir nerede hangi koltukta

Kömürde tarlada yorulmuyor ki”

Mahzuni’nin iç politikada doğrudan siyasetçileri taşladığı şiirleri vardır. Dört farklı örnek verelim:

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesi sonrasında dönemin başbakanı Nihat Erim’i hedef alan “Erim erim eriyesin” şiiri en çok bilinendir. Bu şiir nedeniyle on buçuk ay hapis yatmış, türkü söylemesi yasaklanmıştır.

“Öldürecek Zam Fakiri” şiirinde de “senin karnın toktur kırat” derken Süleyman Demirel’i işaret eder:

“Fakir kimden alsın murat

Karnı açtır asık surat

Senin karnın toktur kırat

Öldürecek zam fakiri”

Mahzuni 1970’li yıllarda Bülent Ecevit’e karşı büyük umut besler. Fakat Bülent Ecevit 1977’de iktidara geldikten sonra zamlar ve siyasal gerginlikler devam edince Mahzuni “Öyle mi Geldin?” adlı türküsünü söyler ve Ecevit de payını düşeni alır:

Zama kızdın fazlasını getirdin

Azıcık sabrımız varsa bitirdin

Bizi peşin sıra haydin götürdün

Uçuruma sürdün öyle mi geldin?

Genel olarak vaatlerde bulunup bunları tutmayan siyasetçileri sıklıkla eleştirir Mahzuni:

“Mahzunî der utanmazlar

Bizleri adam sanmazlar

Tepemizdeki cambazlar

Ettiğiniz yemin nerde”

Mahzuni TBMM’de çıkan kavga görüntüleri üzerine “Bir Meclis” adlı şiirini yazar. Bu şiirde de görüleceği gibi, Mahzuni çok iyi bir gözlemcidir. Meclise girerken kimlik soran kişinin “kaşının çatık olduğunu” belirtirken, aslında devlet ile halk arasındaki kopuşu vurgulamaktadır:

“Kimi kimine bağırır

Biri kaçar beşi vurur

Kızan bir tekme savurur

Yanda uyuyup durana

Der Mahzuni çıkamadım

Bu cümbüşten bıkamadım

Kaşı çatık bakmadım

Kapıda kimlik sorana”

Eşitlik, sosyal adalet, insan hakları, düşünce özgürlüğü gibi demokratik kavramlar Mahzuni’nin şiir ve türkülerinde çokça işlediği konulardır. Erim Erim Eriyesin türküsünü söylediği için yasaklanınca aşağıdaki iki türkü ile isyanını dile getirir:

“Düşünen cahil olamaz

Cahil kendini bilemez

Can gider, fikir ölemez

Bırak beni konuşayım

Mahzuni halk için ölsün

Ben giderim dostlar kalsın

Koltuk saray helal olsun

Bırak beni konuşayım”

/ / /

“Körpe yaşta lâyık oldum ölüme

Gücüm yetmez zalim oğlu zalime

Uyansa Atatürk ağlar halime

Kolum nerden aldın sen bu zinciri

Mahzuni Şerif'im başım belâda

Benim gözüm yoktur Cennet'alada

Bunun için m'öldük Çanakkale de

Kolum nerden aldın sen bu zinciri”

Mahzuni Şerif’in türkülerinin büyük çoğunluğunda yoksulluğu, gelir adaletsizliğini ve halkın çektiği sıkıntıları ele aldığını görürüz:

“Kıyas edilir mi çul ile halı

kimler yapmış size böyle bir yolu

yemekle biter mi milletin malı

yiyin babo yiyin meydan sizindir

köşkler saraylar hanlar sizin ama

onu yapan eller emekler bizimdir”

“Yiyin babo yiyin meydan sizindir” sözleriyle Tevfik Fikret’in “Hanı Yağma” şiirini hatırlatmaktadır. (3)

Selda Bağcan’ın harika yorumuyla seslendirdiği ve ağalık sorununu ele alan,

“İnce ince bir kar yağar fakirlerin üstüne

Neden felek inanmıyor fukaranın sözüne”

türküsü ve hepimizin bildiği “Bilmem Ağlasam mı?” türküleri bu konuya güzel örneklerdir.

Mahzuni’nin iki türküsünde doktorlarla konuştuğunu, dert yandığını görürüz:

“Böyük oğlan asker, öteki çırak

Han için param yok oteli bırak

Mevsim kış, yollar sarp, köy hayli uzak

Bir değil, beş değil yara doktor bey

Memur gelir, karşılarsın köşeden

Zengin gelir, kırılırsın neşeden

Öte kaçma bizim garip eşe'den

Bakıp boynundaki kire doktor bey”

Bir başka doktor şiirinde:

“Allah için bir merhem çal

Öldürür beni bu vebal

Param yok ceketimi al

Aman doktor bak bebeğe”

Gelir dağılımındaki adaletsizliği sert ifadelerle ele aldığı türküleri çoktur. Bunların birinde;

“Çok beylerin villası var adada

Çekmecede dört Levent de Moda’da

On beş nüfus aç yatar tek odada

Lan bir metrelik yerimiz yok hiç bizim”

Bir başkasında ise:

“Senede bulamaz bir kilo eti

                     Fakire miymiş hakkın laneti?” diye sorar.

Mahzuni köylerde lakaplarıyla anılan gariban vatandaşın sesi olur adeta. Onları şiirlerine taşır. Çürük Hasan ve Boz Muharrem bunlara örnektir.

“Mahsuni'yi görünce

kan döktü ince ince

hele imam gelmeyince

duyduk ki Hasan ölünce

çürük Hasan çürük Hasan

Zorunan soyduk onu

sabunsuz yuğduk onu

yarım yanlış salavat

mezara koyduk onu

çürük Hasan çürük Hasan”

///

“Boz Muharrem boklu suya hasretken

Sakıp Bey’e Sibirya’dan buz geldi”

diyerek kapitalist düzen ile yoksul halk arasındaki çelişkileri adeta gözümüze sokmaktadır.

Edip Akbayram’ın da seslendirdiği “Memmet Emmi” türküsü de bu kapsamda önemli örneklerdendir:

“On çocuk arpa yiyor aha Mehmet Emmi

Beyler buna ne diyor de ha Mehmet Emmi”

Mahzuni bazı şiirlerinde halk arasındaki hurafeleri, eski çağın kurallarını eleştirir ve yeniçağda aklın ve bilimin egemen olduğunu belirtir:

“Yemyeşil edelim şu bizim bağı

İsterse boş kafa versin göz dağı

Unutma çağımız uranyum çağı

O Nuh'un gemisi battı erenler”

///

“Mahzunî elbette bu handa kalmam

Gelip gitmelikten usanmam yılmam

Kimseye bilinen misafir olmam

Kalırsam bilimle fenle gelirim”

Mahzuni mezhepsel çekişmeleri, hemşericiliği, ırkçılığı eleştirir. Senlik benlik meselesini kaldırmaya gayret eder:

Ağalık sistemine karşı çıktığı şiirinde bile ağalık yapanlara birlik çağrısı yapar:

“Sen anandan ben babamdan ağa doğmadık dostum,

Gel beraber yaşayalım, sanma ki sana küstüm”

 ///

“Elin gavurunu boşa çağırma

Evdeki dövüşü ele duyurma

Seni senden beni benden ayırma

Böyle bir memleket öğünsün gitsin”

Mahzuni öfkelendiği zaman argo sözcüklere ve beddualara sıklıkla başvurur. Ancak, savunduğu değerler o kadar kutsal ve Mahzuni o denli haklıdır ki, bu sözcüklere kızmak şöyle dursun, onu sempatik buluruz.

Milliyetçi Cephe hükümetinin Malatya Akçadağ Öğretmen okuluna atadığı Cafer adlı müdürün sebep olduğu olaylar sonucunda Atatürkçü öğretmenler ve yüzlerce öğrenci okuldan sürülür. Cafer Toksun Sivaslı alevi bir ailenin çocuğudur ve yaptıkları Mahzuni’de büyük üzüntüye ve öfkeye sebep olur:

Cafer'in beşiği tahta

Anası, babası sahta

Fiyakası yoktur şahta

Tuh, Allah belanı versin Cafer!

 ///

“Karamanın koyunu

sonra çıkar oyunu

Ben artık seyredemem

Devrilesi boyunu”

 ///

“Aslan pençesi vurulsun

Çayın denize kurulsun

Gözlerin yansın kör olsun

Erim erim eriyesin

Sürüm sürüm sürünesin”

///

“Derim ki ey Haydar'ı sevenler, koymayın bu züppeyi

Onun kılsız kafasında kaç çeşit Mervan yatar.

Dost meclisi ahır değil, sokmayın adam deyi

Her tüyünde lanet kokar, sözünde yalan yatar.” (4)

///

“Bana dönek demiş itin birisi

Açığım ne imiş sor hele

Eli çatlamamış ayı irisi

Sen bizim köylerden geç hele”

Yine ağalık sorununu işlediği bir türküsünde:

“Bizim köyün tek sahibi

Bir kınalı dürzü dürzü

Kan emiyor yılan gibi

Bir kınalı dürzü dürzü

Dürzülerde olmaz gurur

Dürzü başı eğik durur

Dışı müslüm içi gavur

Bir kınalı dürzü dürzü”

Mahzuni Alevi inancına tabiidir. Ancak, onun için din duygularını kullanarak insanları sömüren Dedelerin ve Hocaların bir farkı yoktur:

Bir ceketim vardı onu da verdim

Dede kurban nettin bizim heybeyi?

Hakullah altında ömrümü yedim

Dede kurban nettin bizim heybeyi?

Kuruldun da sağ köşeye oturdun

Koca köyde tavuk culuk bitirdin

Velhasıl hanemizi batırdın

Dede kurban nettin bizim heybeyi? (4)

///

Bir yandan “dedeler” sıkmış canını

Bir yandan “hocalar” emmiş kanını

Hep zalımlar almış çevre yanını

Kırılmış kolları darılmış gelir (4)

Bu yol böyle gide gide

Yerimiz yoktur dünyada

Kimi hoca kimi dede

Say babo say say

(Oy babo adlı türküyü Mahzuni’ye Saygı albümünde farklı bir yorumla dinleyebilirsiniz)

Sonuç: Mahzuni Şerif bir halk adamıydı. Halkı için yazdı, çalıp söyledi. Toplumun gerçeklerini en sarsıcı kelimelerle sorumluların yüzüne vurdu. Türküleri pop, caz, rock gibi müziğin değişik formlarında defalarca yorumlandı. Yüzlerce sanatçı onun türkülerini söyledi, albümlerine koydu. Aşık Veysel’leri, Mahzuni’leri olan uluslar ne kadar sevinse, övünse azdır.

Mahzuni, kendisinin dediği gibi “bizimdir, bizim kalacaktır.”

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar