Mehmet AKKAYA

Mehmet AKKAYA

Mail: [email protected]

Yabancı örgütlerle emekli aleyhine anlaşmalar

Yabancı örgütlerle emekli aleyhine anlaşmalar

Önce sorular...

Bir ülkenin her şeyini borçlu olduğu emeklinin aylık bağlama oranları yüzde 70’den yüzde 35’e düşürülmüşse, emekli aylıklarının yarısı biçilmişse, hangi akla hizmettir bu?

Emeklinin yüzde 70’inden fazlasının aylığını asgari ücretin altına düşürmek, büyük kısmını sefalet düzeyinin dahi altına itmek, nasıl bir vicdana, nasıl bir akla hizmettir?

Böylesine kötülük yapılan kitleye, ülkenin en büyük seçmen gruplarından birine, iktidar belirleyecek düzeydeki gücü sefalet çukuruna itelemek, durduk yere bu devasa kitleye savaş açmak, nasıl bir akıldır?

İktidara gelmek isteyenin de, iktidarda kalmak isteyenin de çıkarlarıyla uyuşmayan, milli çıkarlarla, ulusal kurum ve kuruluşların çıkarlarıyla, milli sınıf ve tabakaların çıkarlarıyla ters düşen bu yöneliş, sadece ve sadece ülkemize kast eden emperyalistlerin çıkarlarına, beklentilerine ve planlarına uygundur, ancak onları sevindirmektedir.

O halde önceki yazımızda, çıkarılan yasalarla emeklileri sefalete sürüklemek, gerçekte de emperyalistlerle ilişkili midir, bakılması gereken asıl gerçek, o halde burası olmalı.

Gelin, bakalım o zaman…

YABANCI ÖRGÜTLERİN KÜSTAHLIĞI

Yıl 1993. Kökü dışarıda olan bir yabancı örgüt, zamanın Hükümetine “gizli” bir “rapor” veriyor. Hükümetten istediklerinin listesine, “rapor” diyor bunlar. Ama gizli kalmıyor, gün ışığına çıkıyor kısa zamanda. Okusanız dudaklarınız uçuklar. Neler yok ki! Bugün sadece konumuzla ilgili olanlara bakacağız tabi.

Çalışanların ve emeklilerin''Ücret artışlarını frenleyin...'' diyor.

Tekrar okuyalım;

“Emeklilerin ücret artışlarını frenleyin!”

Bu kökü dışarıdaki örgütün densizliğine bakar mısınız?

Ama ondan daha şaşırtıcı olan, bu densizliğe ülke içinden bir cevap verilmemiş olmasıdır.

 “Sana ne kardeşim” diyen bir kişi, kurum ya da örgüt yok.

Daha vahimi de şu ki, bu küstah örgütün beklentisine uygun olarak hükümet, kullarını sıvıyor ve emekliler aleyhine adımlar atıyor.

Hal böyle olunca da, bu küstah yabancı örgüt şımarıyor,  daha da küstahlaşıyor.

Tarih 1996, aylardan Nisan. Önceki küstahlığın üzerinden 3 yıl geçmiştir.

Aynı örgütten bir heyet yine Türkiye’ye geliyor ve hükümetle görüşüyor. Hemen arkasından da ülkenin en büyük işçi örgütüne, Türk-İş’e gidiyor, yanlarına sendikacıları da alarak hükümetle görüştükleri konuları sendika binasından basına deşifre ediyor.

Sadece diplomatik bir terbiyesizlik değildir bu. Üç yıl önce “gizli raporla” yağdırdıkları emirlerini, çok daha küstahlaşarak ve gizliliğe de gerek görmeyerek, alenen yağdırmaktadırlar bu kez.

Türkiye’ye sömürge ülkesi, kendilerini sömürge valisi görmektedirler sanki. Mali yapıdan mahalli idarelere, eğitimden sağlığa, esnek çalışmadan emekliliğe kadar birçok konu vardır bu aleni emirlerinde.

Bu listenin içinde emekliler de yer almaktadır elbette. Diyor ki hazretleri, "Asgari emeklilik yaşı 62'ye, prim ödeme süresi de 30 yıla çıkarılmalı ve derhal uygulamaya konulmalıdır.''

Mezarda emeklilik istiyorlar, 62 yaşından önce emeklilik olmasın, en az 30 yıl prim ödensin, diyorlar.

Emretmekle de kalmıyorlar. “Geciktirilmeden uygulayın” diyorlar.

Öncesinde olduğu gibi, bu kez de terbiyesiz sömürge valilerine yanıt veren olmadı.

Bu kez de sessizce yerine getirmeye koyuldu hükümet.

Aradan zaman geçti. Tarih, 15 Ocak 2008.

Bu kez iktidar koltuğunda başka bir hükümet oturmaktadır.

Bu yabancı örgütün Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, işveren örgütümüz TOBB’a bağlı Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Türkiye’de düzenlediği toplantıda konuşmaktadır.

İlki, hükümete gizli rapordu.

Sonraki, işçi sendikasında emir yağdırmak idi...

Bu kez de işveren örgütünün toplantısından, işverenlere ve ülkeye hitaptır. Oradan yağdırmaktır emirlerini.

Diyor ki orada, "Farklı, farklı uygulanan kıdem tazminatlarını azaltın, sosyal güvenlik katkı primlerini azaltın!"

1-) İşçi sınıfının kıdem tazminatına saldırılmaktadır. Dağarcığındaki asıl niyetleri kıdem tazminatlarının tamamen ortadan kaldırılmasıdır aslında, ancak doğacak tepkiyi tahmin ettikleri için “miktarı azaltın” demekle yetinmektedir.

2-) Sosyal güvenlik katkı primlerinin azaltılması isteği, SGK’nın çökertilmesi ve doğacak boşluğa büyük kısmı yabancı tekellerin oluşturduğu Bireysel Emeklilik Sistemine Pazar alanı yaratma çabasıdır.

3-) Sosyal güvenlik sisteminin temellerine yönelen saldırı, dolaylı olarak değil, alenen emeklilik sistemimizi de sahipsiz bırakma, sahibini zayıflatma çabasıdır.

Fakat hükümetin de, işçi sendikasının da “sen kimsin kardeşim, burası sömürge ülkesi, sen de sömürge valisi değilsin, haddini bil” demedikleri yabancı örgüt elemanlarına, işveren örgütü de gıkını çıkarmadı.

Bu densiz örgütün adı Dünya Bankası idi...

ABD ve AB emperyalizminin istediklerini, mazlum ülkeleri borçlandırarak yaptıran tefeci örgüt idi...

Tıpkı IMF gibi…

OECD İLE ANLAŞMA

ABD ve AB adına mazlum ülkelerin gırtlağına sarılan başka bir örgüt; Organisation for Economic  Cooperation and Development (OECD). Türkçesi, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü.

IMF ve Dünya Bankası ile uyum içinde, aynı amaçlara hizmet etmektedir.

İşte bu örgüt, yani OECD, “2006 Türkiye Raporu” adıyla bir talimatlar silsilesi gönderiyor Hükümete. Konumuzla ilgili olanlar şöyle:

"Kıdem tazminatı miktarlarını düşürün!

Gönüllü ayrılmalarda kıdem tazminatı alınmasını engelleyin!

Emeklilik yaşını yeniden artırın!"

1999’da yapılan emeklilik yaşı artışını az buluyor, mezarda emeklilik istiyorlar.

Dahası, askerlik, evlenme gibi sebeplerle işten ayrılanlara da kıdem tazminatı vermeyin, kıdem tazminatı miktarlarını daha da düşürün, demektedirler.

Önceki Hükümetler gibi, bunlar da yerine getiriyor istekleri ve 2008 yılında emeklilik yaşı bir kez daha uzatılıyor.

OECD, bir yıl geçmeden “2007 Türkiye Raporu” adıyla bir istek listesi daha gönderiyor. Talepler şunlar:

"Asgari ücreti düşürün!

Emeklilik yaşını hızla 65'e yükseltin!

Normal yaşından erken emekli olmak isteyenlerin emeklilik kazanımlarını indirin!

Emekli olan çalışanlara kıdem tazminatını kaldırın!

Emeklilik gelirini vergilendirin!

Emeklilerden sağlık sigortası primi alın!"

Evet, aynen bunları istiyorlar. Geriye dönüp bir kez daha okuyalım.

Emeklilik yaşının bir kez daha uzatılmasını, 65’e çıkarılmasını istemekle yetinmiyorlar.

Önceki dönemlerde Dünya Bankası ve IMF’nin utangaç talebini artık daha pervasız söyleme zamanı geldiğini düşünmektedir bu yabancı mihrak.

Diyor ki, “emekli olana kıdem tazminatı vermeyin!”

Ve diyor ki, “emeklinin gelirine vergi koyun”.

Ve, çalışırken sağlık sigortası primini de ödediği için emekli olandan, “emeklilikte de sağlık sigortası primi kesin” diyor.

İşçi sınıfımızın, emeklilerimizin hayatını zehir etmeyi amaçlayan bu sömürge valisi densizliklerin hiçbirine hak ettikleri yanıt verilmedi. Tersine, birer birer yerine getirmeye koyuldular iktidardakiler.

Gelin şimdi de iktidarların, emperyalist odakların bu alçakça istekleri karşısında ne cevaplar verdiklerine

BU KEZ DE IMF İLE ANLAŞMA

Tarih, 9 Aralık 1999.  

Dönemin hükümeti, IMF'ye Mektup sunar. Niyet mektubu denilen bu arzuhalde Türkiye’nin hükümeti, esas olarak ABD ve AB emperyalizminin finansal operasyon örgütü olan IMF’ye, “söz veriyoruz, şunları, şunları yapacağız” demektedir.

Neleri yapmayı taahhüt ettiklerini bu resmi mektuptan okuyalım;

"Sosyal güvenlik reformuna ilişkin kapsamlı gündemin ilk parçasını tamamladık. Eylül ayında Meclis'te onaylanan reform: asgari emeklilik yaşını sisteme yeni dahil olanlar için hemen 58/60 ve halihazırda sisteme dahil olanlar için ise 10 yıllık bir geçiş dönemi ile 52/56 olarak artırmakta; emekliliğe hak kazanabilmek için gerekli asgari prim ödeme süresini artırmakta; ortalama aylık bağlama oranını %80'den %65'e çekmekte; emeklilik maaşının hesaplanmasındaki referans periyodunu tüm çalışma periyodu olarak artırmakta; emeklilik maaşını TÜFE'ye bağlamakta; ve prime esas ücret tavanını yükseltmektedir.''

Şaşırdınız değil mi? Emperyalizmin denize dökülmesiyle kurulan toprakların hükümeti, emperyalist merkezlere nasıl bu sözleri verebilir?

Kendi vatandaşlarını, emperyalist merkezleri memnun etmek için ve sitemli olarak ezmeyi, nasıl olur da amaçlar?

Hele de genç arkadaşlar inanamamış, “bu kadarı olamaz”, reklamdaki gibi “kesin bişey var” demişlerdir muhtemelen.

Burada parantez açarak belirteyim ki, aktardığım bilgi ve belgeler gizli saklı değildir. Bu konudaki yazılı kaynaklarla ulaşmaya üşenenler, internetten de bulabilirler.

Mektuba dönelim tekrar. Mektupta verilen sözleri şöyle sıralayabiliriz;

-Sosyal Güvenlik sistemimizi beklentinize uygun olarak esastan değiştiriyoruz. Ama daha başındayız.

-Emeklilik yaşını yükselttik, emekli maaşını düşürdük. Ama bitmedi.

-Asgari emeklilik yaşını 58/60’a çıkardık. Böylece emekliliğe hak kazanabilmek için gerekli asgari prim ödeme süresini artırdık.

- Emekliye ortalama aylık bağlama oranını %80'den %65'e indirdik.

-Emeklilik maaşının hesaplanmasındaki referans periyodunu tüm çalışma dönemlerine uygulayacağız.

Maaşımız neden düşüyor diyen emekliler önceki yazımdan sonra bu belgeleri de gördüklerinde haritanın eksik parçalarını da bulduklarını göreceklerdir.

Devam edelim.

Tarih, 10 Mart 2000.

Aynı hükümet IMF'ye bir niyet mektubu daha yazar. Mektupta, “plana devam ediyoruz” diyorlar.

“Bağ-Kur-un bütçesini kısıyoruz, alacaklarını tahsil ettirmiyoruz”, diyorlar.

"Bağ-Kur'un sigortalısından, bakmakla yükümlü olduğu kişiler için de sağlık primi tahsil etmesini ve muayeneler için ödenen ek ücretin artırıyoruz" diyorlar.

Ne demek istedikleri açık değil mi?

Ve emperyalist odaklara verdikleri bu sözleri yaptılar da.

Yıl 2002.

İktidar değişmiştir ama IMF ile mektuplaşmalar, Niyet mektupları devam eder.

Yeni iktidar da zaten “Kemal Derviş programını devam ettireceğiz” demiştir. Öyle de yaptılar. 

Tarih, 2 Nisan 2004.

IMF’ye verilen Niyet Mektubunda şöyle denmektedir;

"...emekli maaş artışlarında yeni sosyal güvenlik çerçevesi baz alınarak, kurallara dayalı bir yaklaşım izlenecektir''

Yeni sosyal güvenlik çerçevesi, BES sistemine alan açmayı, SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı’nın bir çatı altında birleştirilerek birlikte daraltılmasını amaçlamaktadır

Tarih, 25 Kasım 2005.

Bu kez IMF’ye verilen mektupta, yeni bir emeklilik kanunundan söz edilmekte, o zamana kadar da emekli maaşlarının kontrol altından tutulacağı sözü verilmektedir.

''Yeni emeklilik kanunu yürürlüğe girinceye kadar, emekli maaşlarındaki artışların ve emekli vergi iadelerine ilişkin değişikliklerin, enflasyon hedefiyle ve 2006 yılı bütçesinde sosyal güvenliğe ilişkin olarak ortaya konulan çerçeveyle tutarlı olması sağlanacaktır.''

Bu sözler de yerine getirildi birer birer.

IMF'ye verdiği niyet mektuplarında emeklilik yaşının bir kez daha artacağı, emekli maaşının bir kez daha düşeceği sözünü verdi.

AB EMPERYALİZMİNE VERİLEN SÖZLER

İktidarlar sadece bir yabancı odak tarafından sıkıştırılmıyor. Bütün güruhlarıyla hükümetleri sıkıştırmakta, her biri ayrı ayrı taahhütler almaktadırlar. IMF ayrı, Dünya Bankası ayrı, OECD ayrı, Avrupa Birliği ayrı…

Hepsinin amaçları aynıdır ve hepsi, hangi dönemde hangi konuya odaklanacaklarını ağız birliği etmişlerdir.

Şimdi de 57. Hükümetin Avrupa Birliği emperyalizmine emeklilik sistemimiz ve emeklilerimiz için verdiği sözlere göz atalım.

Avrupa Birliğine verilen özel bir mektup değildir. Verilen sözler önce TBMM’ye sunulmuş, o dönemdeki partilerin görüşmeleri ile oylanmış ve TBMM kararı haline getirilmiştir.

Sömürge valilerine, onların arzuları için yapacaklarımızı parlamento kararı haline getiriyoruz. Cumhuriyetle kurulan bir ülke için kendimizi düşüreceğimiz bundan daha aşağı vaziyet olamazdı doğrusu.

TBMM’de vekillerin imzasına açılan kararın adı "Ulusal Program 2001". Meraklıları, TC Dışişleri Bakanlığına bağlı “Avrupa Birliği Başkanlığı’nın internet sitesinde (https://www.ab.gov.tr/195.html) verilen sözlerin tam metnini bulabilirler.

Emeklilerimiz için şu sözler verilmektedir;

''Yasa ile emeklilik yaşı ve asgari prim ödeme dönemi yükseltilmiştir. Reformun üçüncü aşamasını oluşturan özel emeklilik sisteminin kurulması ile ilgili çalışmalar devam etmektedir''

Anlaşılır olan metinde şunlar sıralanıyor;

-Emeklilik yaşını ve asgari prim ödeme dönemini yükselttik.

-Sıra, beraber planladığımız sosyal güvenlik sistemimizi esastan değiştirme amacının üçüncü aşamasına geldi.

-Önceki süreçlerde SGK’nın elini kolunu bağladık, çalışanları emekli olamaz hale getirdik, artık, özel emeklilik şirketlerine yol vermenin zamanı geldi.

Emeklilik yaşının uzatılması bunun içindir.

Emekli olanların geçinemez hale getirilip ek kazanç aramaya yönlendirilmesi bunun içindir.

SGK’nın hareket alanının daraltılması bunun içindir.

İtiraf edilmektedir ki bütün bunlar, şimdilerde zorla millete dayatılan çoğu yabancı tekellere ait olan BES denilen özel emeklilik şirketlerinin, sosyal güvenlik pazarımızı, emeklilik pazarımızı ele geçirmesi içinmiş.

Emperyalist odakların sosyal güvenlik ve emeklilik derken asıl dertlerinin ne olduğunu anladık mı?

2002 yılında iş başına gelen 58. ve aynı partinin hemen sonrasındaki 59, 60 ve 61. Hükümetleri aynı programı devam ettirdiler.

2003 yılında da iktidar, 57. Hükümet gibi Meclisten taahhütler manzumesini oylattı milletvekillerine. Orada, “2001 Ulusal Programındaki sözler bizim de sözlerimizdir. Ayrıca şu sözleri de veriyoruz” diye başlamaktadır taahhütler zinciri.

Dahası, 2003 yılındaki 2. Ulusal Program ile verilen sözlerle yetinilmemiş, 2008 yılında 3. Ulusal Program adıyla bir taahhütler listesi dava verilmiştir.

Tıpkı 2001 ve 2003 yılındaki gibi, 2008 yılındaki de TBMM’de oylanarak kabul edilmiştir.

Meraklıları, 2003 ve 2008 Ulusal Programlarının tam metnini de, 2001 yılındaki ile aynı yerde, TC Dışişleri Bakanlığına bağlı “Avrupa Birliği Başkanlığı’nın internet sitesinde (https://www.ab.gov.tr/195.html) bulabilirler.

2008 Ulusal Programı için,

"İşgücü maliyetlerini azaltıcı, aktif işgücü programlarını geliştirici, özel istihdam bürolarının açılmasını kolaylaştırıcı, alt işverenlik ilişkisini düzenleyici, tedbirler içeren ve istihdam paketini 26/5/2008 tarihinde yayımlanmıştır” denmektedir.

-Hükümet AB emperyalizmine, işgücü maliyetlerini azaltma sözü vermektedir. Ücretler bastırılacak, işgücü sayısı azaltılarak bir kişiye düşen iş yükü artırılacaktır.

-Hükümet AB emperyalizmine, aktif işgücü programlarını geliştirme sözü vermektedir. Hem sömürü çeşitlenecek, hem de yeni çalışma biçimleri üretilecektir. Taşeron işçiliği, kiralık işçilik, toplum yararına çalışma vs.

- Hükümet AB emperyalizmine, ortaçağın kiralık işçiliğini hortlatma sözü vermektedir. “Özel istihdam bürolarının açılmasını kolaylaştıracaktır”.

-Hükümet AB emperyalizmine, taşeron işçiliğini yayarak yerleştirme, kurumsal niteliğe kavuşturma sözü vermektedir.

Bu iktidar döneminde, 2008 yılında, çalışanın emeklilik süresi bir kez daha artırıldı, emeklinin maaşı bir kez daha düşürüldü. Emekli aylıkları bağlama oranı %35’e düşürüldü ve emekli aylıkları aylıklar kuşa çevrildi.

SONUÇ

Zaman yaratabilecek olan ilgili yurttaşlarımız yüz binlerce sayfa tutan iktidarların emperyalist merkezlerle karşılıklı yazışmalarını incelediklerinde, okuduklarınıza benzeyen sayısız belgeyle karşılaşacaklardır.

Özetle, çalışanlarımızın da, emeklilerimizin de başına gelen hangi bela varsa, hepsi emperyalist odakların arzularıyla olmuştur, emperyalist merkezlerin arzularını adeta emir kabul eden iktidarlar sayesinde olmuştur.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar