Toplumun ‘Atatürk ve Sosyalizm’e ilgisi

Toplumun ‘Atatürk ve Sosyalizm’e ilgisi

Yıldırım Koç’un ‘Atatürk ve Sosyalizm’ kitabı Sosyalist Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Mehmet Bedri Gültekin’in önsözü ile Asya Şafak yayınlarından çıktı.

Kitapta Atatürk döneminde gerçekleştirilen uygulamaların, ekonomi, toplumsal yapı ve politikada ki etkileri ‘Türkiye’ye özgü bir sosyalizm modeli’ olarak “Atatürk’ün  Düşünce Sisteminde “Devlet Sosyalizmi” ve Sosyalizm, Hâkimiyeti Milliye Gazetesinin Başyazılarında Komünistlik, Atatürk ve Bolşeviklik, Milliyetçilik ve Sosyalizm Çelişir mi?, Atatürk Döneminde Devletçilik, Atatürk ve İşçi Sınıfı, Atatürk’ün Toprak Ağalarıyla ve Büyük Toprak Sahibi Dini Vakıflarla Mücadelesi” başlıkları altında ele alınıyor.

Kitap piyasaya çıkalı henüz bir hafta oldu. Kitabın yayınlamasının ardından Sosyalist Cumhuriyet Partisi örgütleri hemen kolları sıvayarak kitabı geniş kitlelere ulaştırmak için çalışmalara başladı.  SCP İzmir İl Örgütü de ilk etapta kitaptan 200 adet getirterek, 13 Nisan Çarşamba günü düzenlenen İzmir toplantıda kitabın satışını örgütledi.  Her arkadaş satabileceğini düşündüğü kadar Atatürk ve Sosyalizm kitabını koltuğunun altına alarak toplantıdan ayrıldı. Bende 10 kadar kitapla toplantıdan ayrılarak evime gitmek için metronun yolunu tuttum.

VATANDAŞ ÇÖZÜMÜ ‘ATATÜRK VE SOSYALİZMDE’ ARIYOR 

Metroda çantamdaki kitaplardan birini çıkararak incelemeye başladığımda yan tarafta oturan bir vatandaş göz ucuyla benimle birlikte kitabı incelemeye başladı. Metro hareket ettikten hemen sonra ‘kitaba bakabilir miyim?’ diyen vatandaşa kitabı uzatarak Yıldırım Koç’un yazdığını ve kitabın içeriğinde Atatürk dönemi politikaların Türkiye’ye özgü bir sosyalizm modeli olarak ele alındığını anlatmaya başladım. Kitabı nereden temin edebileceğini soran vatandaşa kitabın satışı yaptım. Bu sırada bizi dinleyen yanımdaki ve karşımızdaki diğer vatandaşlarda sohbete dahil olarak kitaptan almak istediklerini söylediler.

Vatandaşlarla sohbetimizde genel anlamda Türkiye’nin kurtuluşunun Atatürk dönemindeki politikaların yeniden uygulanmasında ve bu politikaların ‘Türkiye’ye özgü bir sosyalizm’ olduğu noktasında ortak bir fikir oluştuğunu gördüm. Vatandaşların ilgisi, fikirlerinin berraklığının yanında, metro ile partiden evime kadar süren yaklaşık 5 dakikalık yolculukta 6 adet kitap satmış olmanın mutluluğu, ‘neden daha fazla kitap almadım’ üzüntüsü ile evime döndüm.

Yıldırım Koç hocamızın ‘Atatürk ve Sosyalizm’ kitabı bugün milyonların arayışında olduğu politik çözümleri ortaya koymasının yanından Sosyalist Cumhuriyet Partisinin fikirlerinin de geniş kitlelere taşınması açısından önemli bir araç olduğunu gösterdi. Kitabın ilk baskısının çok az bir çaba ile kısa zamanda tükeneceğinden ve ardından ikinci ve üçüncü baskılarının yapılacağından hiç kuşkum yok. Yeter ki tüm SCP’li arkadaşlar bu konuda üzerlerine düşen görevin gereği olan sorumluluklarını yerine getirsinler.

ATATÜRK VE SOSYALİZM KİTABININ ARKA KAPAĞINDAN

Tansu Çiller, 1994 yılında 5 Nisan kararlarının ilanından sonra, “son sosyalist devleti yıktık” diyordu. Abdullah Gül de 4 Ocak 2010 günü “Devletin içindeki Sovyetler Birliği çöküyor” dedi.

Bu açıklamalarda kastedilen ve tahrip edilen, Atatürk döneminde gerçekleştirilen anti-emperyalist ve milliyetçi devletçiliğin (üretim araçları üzerinde toplumsal mülkiyetin) kalıntılarıydı. Tansu Çiller’in  ve Abdullah Gül’ün değerlendirmelerini ciddiye alıp, Atatürk döneminde gerçekleştirilen uygulamaların niteliğini doğru kavramak gerekiyor.

Sınıf mücadelesi temelinde geniş toplumsal desteklerin olmadığı koşullarda Atatürk’ün ekonomi, toplumsal yapı ve politikada gerçekleştirdikleri birer mucizedir. Bu eksikliklere rağmen Atatürk’ün bu alanlarda attığı ve attırdığı adımlar, insanın insanı sömürmediği, eşitlikçi, üretim araçları üzerinde toplumsal mülkiyetin olduğu bir Türkiye doğrultusunda son derece önemlidir. Atatürk’ün adım adım geliştirdiği süreç, zaten çok zayıf olan işçi sınıfının büyük kesiminin ve yoksul köylülüğün sessiz olduğu koşullarda, barışçıl bir süreçle ve Sovyetler Birliği ile yakın bir işbirliği içinde, Türkiye’ye özgü bir sosyalizm kurma çabasıdır. Devlet, sermayedar sınıfın elinde değildir; devlete hakim olan, ülkenin ve emeğin çıkarlarını ön planda tutan emekçi kökenli vatansever unsurlardır. Sermayedar sınıfın uluslararası sermaye ile yakın ilişki içinde olduğu koşullarda, ülkenin temel çıkarları da, Türkiye’ye özgü bir sosyalizmi gerektirmektedir. Temel üretim araçlarının devlet aracılığıyla toplumsal mülkiyete geçirilmesi de bu sürecin en önemli unsurudur. Bu nedenlerle, Tansu Çiller’in, 1990’lı yıllara kadar iyice yıpratılan düzeni bile “son sosyalist devlet” olarak nitelendirmesi gerçekçidir ve emperyalistlerle sermayedar sınıfın Atatürk’ten korku ve ona tepkilerini yansıtmaktadır.

Haluk Başaran

Sosyalist Cumhuriyet Partisi Narlıdere İlçe Başkanı